Son Dakika
BİR ZAMANLAR GÖZTEPE

BİR ZAMANLAR GÖZTEPE

Bu yazı Cumhuriyet, Avrupa Kupaları üstüne bir spor eki verdiği için değil, mahalledeki veletlerden biri ''Hangi takımı tutuyorsun amca?'' diye sorduğunda ''Göztepe'' yanıtını alınca dudak büküp ''Semt olarak duydum ama...'' dediği için yazıldı. Bugünün göze gelmiş, 2. lig gediklisi Göztepe'sinin, bundan 30 yıl önce, Avrupa'nın en iyi dört takımından biri olduğunu anımsatmak gerek. Anımsatmak gerek çünkü, veletler koskoca Göztepe'ye dudak büker oldular.

 

1967-1968 futbol mevsimi başladığında Milli Takım'ın yarısı Göztepe'den oluşuyordu. Sokaktaki veletler takımı ezbere sayıyorlardı. O mevsim ligi dördüncü bitirecek olan Göztepe'nin bugünün UEFA, o günün Fuar Şehirleri Kupası'nda bir şeyler yapıp, çok canlar yakacağı seziliyordu. Sezgiler doğru çıktı. Belçika'nın dişli takımı Antwerp'i, hem de deplasmanda eleyiverdi.

 

Sırada Atletico Madrid vardı. Üstelik Madrid'deki ilk maçta Göztepe'yi 2-0 haklamıştı. İkinci maç İzmir'de 1967'nin 22 Kasım'ında oynandı. Bir gece maçıydı. Aynı saatlerde İstanbul'da Gülriz Sururi - Engin Cezzar Topluluğu'nda Aykırı adlı bir oyunum oynanıyordu. Maç başladı, kuliste dikildim. Gözüm sahnede, kulağım radyoda. 14. dakikada Halil (ne santrafordu o!) ilk golü attı. Tuncel Kurtiz sahnede bir yandan firaklı laflar ederken, bir yandan gözucuyla bana baktı. Elimle ''bir'' işareti yaptım. Sonra da avucumun içini ileri geri hareket ettirerek koyduk diye ekledim. Kurtiz renk vermeden oyuna devam etti, Göztepe de gollere...

 

İkinci gol 28. dakikada Gürsel'den geldi. İşe bakın Tuncel Kurtiz gene sahnede, gene yüzü bana dönük. Elimle ''iki'', avucumla ''koyduk'' dedim. Bu kez tekledi, lafını unuttu ama çabuk toparladı. Maç bitti bitiyor, Avrupa'nın futbol deviyle başabaşız demeye kalmadı. Son dakikada bir tür libero oynayan Halil, Atletico Madrid kalesine topla birlikte girdi. Elimle değil, dilimle ''Goool!'' diye kükredim. Tuncel Kurtiz sahnede ''Hey Yavrum Hey'' diye naralandı. Karşındaki oyuncu Engin Cezzar şaşakaldı. Kurtiz tınmadı bile. Oyunda olmayan bir laf daha ekledi: ''Biz adamı böyle yaparız, oyar badem koyarız.'' Sonra oyunu yeniden olağan akışına döndürdü. Önce maç, az sonra da oyun bitti.

 

Alkış selam faslı tamamlanıp perde kapandıktan sonra seyirciler de ayağa kalkıp çıkarlarken, salonun diplerinden bir seyirci sesini yükseltti: ''Hanımlar beyler, Göztepe'miz İzmir'de İspanyolları üçe katladı, evlerine yolladı.'' Oyunu ve oyuncuları alkışlamayı yeni bitiren salondakiler bu kez de Göztepe'yi alkışladılar.

 

Futbolu GS, FB, BJK üçlüsünden ibaret sananlardan dudak bükenler, başarıyı ''rastlantı, şans'' diye açıklamaya kalkanlar oldu. Bir sonraki futbol mevsiminde, gene aynı kupada Göztepe bu kez de önüne geleni (Marsilya, A. Piteşti, OFK Beograd) devirip dördüncü tura ulaştı. Yani Avrupa'nın en iyi sekız takımı arasına girdi. Rakibi Alman Hamburg kupadan çekilince Göztepe yarı finale kaldı. Yarı finalde Macar Ujpest'le oynadığı her iki maçı da hakem taraf tuttuğundan, saha çamur top ıslak olduğundan...

 

Galatasaray yıllar ve yıllar sonra yarı finale kalınca ''Türk futbol tarihinde ilk kez'' diye inciler döktürenler ve bizim mahalledeki veletler öğrensin diye bu bilgileri bir aktaralım dedik.

 

Aydın Engin - 16.09.1997

Yorumlar (0)

Yorum Yaz