Son Dakika
Necati Cumalı - Küme Düşen Takımın Arkasında Birlik ve Beraberlik

Necati Cumalı - Küme Düşen Takımın Arkasında Birlik ve Beraberlik

   

      Trajedide olacak olan olur. Hiç bir güç tanrıların dilediği kaçınılmaz acı sonucu önleyemez. Göztepe'nin küme düşüşü de bir trajediyi andırıyor. Üç yıldır düşeceği korkusu yüreklerde yer etmişti. Düştü, düşecek, düşüyor derken sonunda kaçınılmaz son geldi çattı. Düşmesi için adeta akla gelmez ne kadar olasılık varsa birleşti. Kaçırılmayacak goller kaçtı, yenilmeyecek goller yendi, karşı taraf gol atamamışsa savunma oyuncularının ayağı ters döndü, teknik sorumlular hatalarında direttiler, küme düşmesi daha akla yakın takımlar ise aksine kendilerinin kurtulması için yüzde birlik olasılıkları gerçekleştirdiler; sonunda Göztepe ancak eski Yunan trajedilerinde görülen acı yazgısına boyun eğdi, hem de son darbeyi en vefalı çocuklarından birinin elinden yiyerek. Sanki tanrılar; düşüşün, ocağında büyüttüğün en sevgili çocuklarının birinin elinden olacak diye yazmıştı. Göztepe, 20 yıl renkleri için ter döken Gürsel'in teknik sorumlusu olduğu Orduspor'dan oyunun bitmesine 15 dakika kala yediği golle birinci ligden ayrıldı.

       Her neyse, olan oldu. Artık geri dönülmesi elde olmayan bir olay üstünde sözü uzatmayayım. Bu kısa yazıda benim daha çok değinmek istediğim bu düşüşten alınacak ders ile geleceğe dönük önlemlerdir.

       Göztepe üç yıldır küme düşme tehlikesi içindeydi deniyor. Önce bundan önceki yıllarla bu yılın düşme tehlikelerinin eş nedenlere dayanmadığında anlaşalım. Göztepe bu yıl mevsime yıldızı yeniden parlayarak girmişti. Lige böyle giren bir on bir ne yazık ki teknik sorumlulara beğendiremedi kendini. Göztepe Eylül'den sonra son karşılaşmasına kadar her hafta değişik bir düzenle, her hafta ayrı bir kadroyla göründü alanda. O kadar ki bugün yöneticilerin satışına bir buçuk milyon değer biçtikleri kalecisine bile teknik sorumlunun takımda yer vermediği haftalar oldu. İşte bu yıktı Göztepe'yi, her oyuncuyu topa küstürdü, kendine olan güveninden uzaklaştırdı. Televizyonda izlediğim İzmir'deki Beşiktaş karşılaşmasında açıktı bu kırgınlık. Her oyuncu beni ne zaman dışarı alacaklarsa alsalar da bu azaptan kurtulsam diyen bir hava içindeydi. 

        Şimdi önümüzdeki yılın hazırlıkları içindeyiz. Göztepe düştü ama yöneticilerinin cesaretli, vefalı tutumları duygulandırıyor beni. Takımın derlenip toparlanacağı, yeni bir atılım hızı kazanacağı doğrultusunda umutlandırıyor. Kimbilir belki de bu düşüşte bir hayır var diyorum.

        Göztepe'nin transfer hazırlıkları ile ilgili değişik haberler geliyor kulağımıza. Beni en çok ilgilendiren ise daha çok Göztepe'nin iç transferi oluyor.
Göztepe topluluğunun bir özelliği vardır bilenlerce. Çoklukla topa Göztepe'de başlayan, topu Göztepe'de bırakır. Göztepe'ye girenler de bir daha kolay kolay takımdan ayrılmak istemez. Tarihinde öylesine kardeş öylesine kaynaşmış bir topluluktur Göztepe. Bir Göztepeli'nin takımdan ayrılması adeta kendisi için ceza olur. Göztepe'yi geçmişte başarıdan başarıya götüren önce bu manevi birlikti. Göztepeli yöneticilerin başarıya bu gerçeği gözden uzak tutmamalarını hatırlatmaktan alamıyorum kendimi. Özer'in, Fuji Mehmet'in satılacağı sözleri dolaşıyor ortada. Beni dinlerlerse en son anlaşma yollarını denemeden başvurmasınlar bu işe.

         Göztepe önümüzdeki yıl birinci lige dönecekse yine bugünkü çocuklarıyla döner. Onların üzüntüsü, onur duygusu para ile alınıp satılmayacak değerlerdir Göztepe için.  Özer de Fuji Mehmet de Göztepe'de görünmüşlerdir futbol seyircisine. Gönül ister ki futbol yaşamları ağabeyleri gibi Göztepe'de sona ersin.

          Ben bir edebiyat adamıyım. Spor konusunda iyi bildiğimi öne süreceğim şey, önce insan olarak sporcudur. Şunu söylemek isterim ki bu konuda yönetici kardeşlerime: Her futbolcu çocuk yaradılışını korur. Her spor az çok bir oyundur. Sporcu, çocuğun sevdiği oyunu, fizik yapısının elverdiği yaşa kadar sürdürür. Bunun için her futbolcu çabuk darılır, çabuk barışır, nazlanır vb. Bütün bunları büyütmemek gerekir. Yöneticiye düşen büyüklerin göstermesi gereken şefkat, anlayıştır. Ortada Göztepe'nin affı gibi sözler dolaşıyor. Göztepe adam öldürmedi, suç işlemedi, alt tarafı küme düştü. Af dileyecek bir durumu yok. Ama Göztepe topluluğunda genel bir affın bağışlaması, gerçekleştirilmesi şart. Bugünkü yöneticilere öncelikle düşen de bu. Göztepe'nin bugünkü kadrosunun yeri şimdi bulunduğu yer değildir. Göztepe'de iç barış sağlanırsa Göztepe hızla eski günlerine dönecektir.

Ben İzmir'de Karantina ile Güzelyalı arasında yetişen bütün çocuklar gibi Göztepe sevgisiyle büyüdüm. Hiç bir zaman unutmadım, izlemekten geri kalmadım takımımı. Önümüzdeki yıl pazar akşamları en büyük merakım Göztepe'nin alacağı sonuçları öğrenmek olacak yine. Pazartesi sabahları basında tek satırla da yer almış olsa Göztepe'nin adını bir kez daha arayacağım. Göztepe'nin başarıları ile sevinecek, talihsizlikleriyle üzüleceğim.

        Necati Cumalı - 1977

    

Yorumlar (0)

Yorum Yaz