Son Dakika
“Bizim tribünlerimiz Galatasaray tribünlerini bastırdı”

“Bizim tribünlerimiz Galatasaray tribünlerini bastırdı”

Göztepe Başkanı Mehmet Sepil ve Teknik Direktör Tamer Tuna, yıllar sonra Süper Lig'e geri dönen efsane kulübü Ufuk Kaan Karacan'a anlattı.

Göztepe, Süper Lig’de ilk yarının en keyif veren takımlarından birisi oldu. Ufuk Kaan Karacan, Antalya kampında kulüp başkanı Mehmet Sepil ve teknik direktör Tamer Tuna ile başarının sırrını konuştu.

Ufuk Kaan Karacan: Aşağı yukarı 10 yıldır bu mesleği yapıyorum. Başkan ve teknik direktörü yan yana göreceğim, uyum içerisinde bir portre çizecekler ve ben de soru soracağım! Bu pek rastlanılmış bir şey değil ama zaten Mehmet Sepil ve Göztepe projesi ortaya çıktığından beri, pek alışılmadık keşke dediğimiz şeyler oluyor.

Göztepe Başkanı Mehmet Sepil: Ben hep aynı şeyi söylüyorum: Türkiye’de birçok şey, özellikle de futbolda, olması gerektiği gibi gitmiyor. Dolayısıyla biz onlara daha çok alışmışız.Bizim yaptığımız aslında işin doğalı. Bu, benim Karşıyaka’nın basketbol maçına gitmeme benziyor. Herkes o zaman “bu çok büyük bir olay” diye başlık yapmıştı. Aynı şey Los Angeles’ta olsa, Lakers - Clippers maçına gitse başkan, hiçbir haber değeri yok herhalde. Dolayısıyla buna Türk sporunun ve ülkemizin yaşadığı talihsizlik diye bakıyorum. Olması gereken zaten bu. Daha önceki hocalarımla da benzeri ilişkim vardı. Elimden geldiği kadar birlikte oluyordum. Tamer Hocamla da aynı şeyi yapıyorum. Olması gereken bu. İnşallah diğer kulüpler de benzeri resimleri verirler.

 

Göztepe Başkanı Mehmet Sepil ve Teknik Direktör Tamer Tuna, yıllar sonra Süper Lig'e geri dönen efsane kulübü Ufuk Kaan Karacan'a anlattı.

Göztepe, Süper Lig’de ilk yarının en keyif veren takımlarından birisi oldu. Ufuk Kaan Karacan, Antalya kampında kulüp başkanı Mehmet Sepil ve teknik direktör Tamer Tuna ile başarının sırrını konuştu.

Ufuk Kaan Karacan: Aşağı yukarı 10 yıldır bu mesleği yapıyorum. Başkan ve teknik direktörü yan yana göreceğim, uyum içerisinde bir portre çizecekler ve ben de soru soracağım! Bu pek rastlanılmış bir şey değil ama zaten Mehmet Sepil ve Göztepe projesi ortaya çıktığından beri, pek alışılmadık keşke dediğimiz şeyler oluyor.

Göztepe Başkanı Mehmet Sepil: Ben hep aynı şeyi söylüyorum: Türkiye’de birçok şey, özellikle de futbolda, olması gerektiği gibi gitmiyor. Dolayısıyla biz onlara daha çok alışmışız.Bizim yaptığımız aslında işin doğalı. Bu, benim Karşıyaka’nın basketbol maçına gitmeme benziyor. Herkes o zaman “bu çok büyük bir olay” diye başlık yapmıştı. Aynı şey Los Angeles’ta olsa, Lakers - Clippers maçına gitse başkan, hiçbir haber değeri yok herhalde. Dolayısıyla buna Türk sporunun ve ülkemizin yaşadığı talihsizlik diye bakıyorum. Olması gereken zaten bu. Daha önceki hocalarımla da benzeri ilişkim vardı. Elimden geldiği kadar birlikte oluyordum. Tamer Hocamla da aynı şeyi yapıyorum. Olması gereken bu. İnşallah diğer kulüpler de benzeri resimleri verirler.

 

TAMER TUNA: Güzel başlayan bir hikaye diyelim.Başkanla imza aşamasından bir gün öncesinde görüşmüştük. İlk tanışmamızdı. Hep söylerim, benimle ilgili bilgiye sahip olması en güzel tarafıydı çünkü güvenilir hale geliyorsun. İkincisi de, başkanımın söylediği gibi görev alanları. Sistemin içinde başkanın kendi yaptığı işler, teknik direktörlerin kendi alanında sağladığı o disiplin olduğu sürece başarı kaçınılmaz oluyor. Başkanımın 3.5 yıl önce Göztepe’yle birlikte hareket edişinden sonra benim bu sürecin nasıl yaşandığını görmeme neden oldu. İnanılmaz bir iç disiplin. Bazı şeyler eksik olsa da, yapılmak istendiğinde yapılması sağlanan bir tesisleşme. Görev alanlarının tam tanımlanmaya çalışıldığı ve ilerde gerçekleşebilecek Avrupa’ya gidiş de olabilir şampiyonluk yarışı da olabilir, şampiyonluk da olabilir, hepsine hazırlanması için güzel bir birliktelik. Mehmet Sepil ve Göztepe’nin bu yüzünün bir araya gelmesi. Teknik direktörler sistemin içinde var olan kişilerdir. Bu sisteme benim girişim, böyle bir modelin sağlıklı oluşuyla ilgiliydi. Teknik adamların başkanı seçmesi benim tanımıma girmiyor.Ben başkanın bu işle alakalı vizyonunu ve ne düşündüğünü bildiğim için, kalkıp “şu başkanla çalışırım, bununla çalışmam” deme şansına sahip değilim. Kendi değerlerim adına, etiği olsun, planlaması olsun, organizasyonu olsun, neleri ortaya koyacağım yönündeki düşüncelerimi kabul ediyorsa, orada olurum. Zaten kendinizi gerçekleştirmediğiniz hiçbir yerde durma şansınız yok.Çok şükür ki başlangıç noktasından bugüne başarılı geldik. Başarısız gelsek belki burada olmazdık. Ligde dokuz teknik adamın değiştiği bir yerde onuncu da ben olabilirdim. Ama o güveni de en başından, başkanımı tanıdığımda fark ettim. Bunu görmek benim içimdeki özgüveni daha da perçinledi diyebilirim.

UKK: Türkiye örneğini veriyoruz ama global bir örnek de verelim. Biliyoruz ki Mourinho, Barcelona’ya teknik adam olmak için çok lobi yapmış olmasına rağmen son yönetim kurulu toplantısında bu gerçekleşmedi, sebebi imajdı. Mourinho’nun çizmiş olduğu negatif etkileşim alanı, Barcelonalı yetkilileri bu karardan vazgeçirdi. Şimdi insanlarda şöyle bir şey var: İzmir, güzel İzmir, Türkiye’nin batıya açılan penceresi. Göztepe, güzel Göztepe, şirketleşmiş bir kulüp. Mehmet Sepil, son derece sempatik bir başkan. Ezeli rakiplerinin sahasına da gidip onları destekleyebilen bir figür. Tamer Tuna, Türk futbolunun gülen yüzü. Eşittir, tüm bunları alt alta koyduğumuzda işin ‘sempati’ diye bir tarafı var. Projenize bu çerçeveden bakıyor musunuz? Hiç bu çerçeveden düşündünüz mü?

Goztepe fans

“Bizim tribünlerimiz Galatasaray tribünlerini bastırdı”

SEPİL: Bakıyorum tabii hatta espri de yapıyorum. Türkiye’de büyük bir çoğunluğun ikinci takımı Göztepe oldu diyorum. Çünkü bunu en iyi yaşayan, belki de Tamer Hocam dışında benim. Benim yaşantım birçok şehirde olduğu için, çok dolaştığım için, nereye gitsem çok ciddi bir Göztepe sempatizanlığı var. Bunun birçok sebebi var. Hocamın yeni yüzü, maç sonrasındaki hırçın olmayan demeçleri, belki bizim davranışlarımız… Mesela taraftar. Bence en doğru, bunu bazen söylediğimde ‘başkan taraftarını pompalıyor’ diyorlar ama değil. Bizim taraftarımıza baktığınız zaman çok enteresan bir profil var ortada. Son Galatasaray maçında biz 3-1 yenildik ben kendimi çok iyi hissettim. Emin olun. Bizim tribünlerimiz Galatasaray tribünlerini bastırdı. Taraftar profilini de biliyorum: Orada o maçın parasını zor karşılayan Göztepeliyle, doktoru avukatı yan yana oturuyor. Bu tür profiller bir kulübü zenginleştirir. Biz onu yapmaya çalışıyoruz. Bir statü farkı olmayan bir Göztepe. Ben mesela 3.5 yıldır hiçbir zaman bir salon gösterisi yapmadım. Yapmayacağım da, niyetim yok. Bizim yerimiz sokaktır. Biz gerekirse 14 Haziran’da toplarız 50 bin 100 bin kişiyi, protokol falan bizde yok. Bu benim inancım, Göztepe’nin inancı. Dolayısıyla herkes onun da tadını almaya başladı. Ortada, Türkiye’de olmayan bir portre var. Ben başkan olarak, hocam teknik direktör olarak bunların tamamlayıcısı oldu. Ortada 1970’lerden kalan bir Göztepe profili vardı. Herkesin hafızasına kazınmıştı. İzmir’in tekrar futbola dönmesini herkes çok istiyordu. Biz onu başarınca hayat bize kolay oldu. Ben böyle bakıyorum. Şu an 3 ay bir balayı geçirdik daha önümüzde çok zor günler olacak. Mühim olan onları birlikte doğru karşılamamız.

UKK: Galatasaray maçı demişken, o maçtan evvel orada bir Fatih Terim rüzgarı esti ama benim şu dikkatimi çekti: Fatih Hoca, imza töreninde “Çok ciddi bir rakiple oynayacağız dedi, çok ihtiyatlı konuştu. Hatta bir ara bir muhabir, Dursun Özbek’e dönüp “İlk defa rahat bir maç izleyeceksiniz” dediğinde, Fatih Hoca düzeltme ihtiyacı hissetti “Rahat maç falan izlemeyeceğiz biz Göztepe’yle oynuyoruz” dedi. Aykut Kocaman’ın da bu tarz açıklamaları var. Kısa süre olmasına rağmen, yıllarını futbola vermiş insanların ağzından sizin hakkınızda böyle güzel sözler çıkıyor olması… Tamer Hocam, ne dersiniz?

Mehmet Sepil Tamer Tuna Ufuk Kaan Karacan

TUNA: Göztepe’nin teknik direktörü olarak mutlu edici, ortada bir Göztepe gerçeği var. Ama diğer takımlara da baktığınız zaman ligde her takımın zorluk derecesinin aynı olduğunu görüyoruz. Tabii ki geldiğimiz boyut, oynadığımız futbol, mücadelemiz, takımımızın o gücü iyi seviyede. Galatasaray maçı, mağlup olmamıza rağmen, mücadelemizi sonuna kadar gösterebildiğimiz karşılaşmaydı. Diğer tarafından, zaten Göztepe adı. Başkanımın da söylediği gibi, tarihinden gelen coşkusu hiç eksilmedi. Göztepe alt liglere düştüğünde dahi bunu kaybetmeyip, isyanı içinde başlatan bir camia. Cezadan sonraki ilk iç sahataraftar buluşmasında bütün Türkiye’ye seslenebilecek içsel bir gücün çıkışı oldu. Göztepe’nin bir gücü var. Futbol olarak güçlü bir noktaya gelmek zorunda. Türk futbolunun içerisinde, Süper Lig’i hedefleyen, hedefe oynayan, ilerleyen yıllarda stadıyla taraftar gücünün daha da artacağını düşünerek, şampiyonluk yarışında var olan ve ekonomisiyle güçlenen bir Göztepe olması… Başkanımız da bize bunu aktarıyor. Bu sistemin böyle planlanmasının lazım olduğunu biliyoruz. Teknik direktör olarak böyle görünmek elbette güzel ama bizim meselemiz Göztepe ve bunun için çalışıyoruz.

“İkili mücadelede yeterli değiliz”

UKK: Sayın Başkan, anladık;görev tanımlarının belli olduğu muhteşem bir iletişim var. Göztepe’nin ilk yarı performansıyla ilgili birkaç soru soracağım. Göztepe ligin ilk yarısında kaç isabetli şut çekmiştir?

SEPİL: (Gülüyor) 3.5 yıllık çaylak bir başkan için isabetli şut sorusu… Peki. Mühendis kafamla çalışayım. Bir maçta ortalama 8-10 şut çekiliyor, bunun yüzde 50’si olsa… 85.

UKK: Sayın başkanım tebrik ediyorum sizi, 87!

SEPİL: (Gülüyor) Ama bu mühendislik sadece.

UKK: Göztepe’nin ikili mücadele kazanma yüzdesini sorsam?

SEPİL: Bizde esasında ikili mücadeleye giriş çok yüksek, kazanma yüzdemiz hocamın istediği kadar değil. Yüzde 42 falan derim.

UKK: Hakikaten Sayın Başkanı tebrik etmek lazım, yüzde 46. Bence çok yakın bir tahmin.

SEPİL: Hocamla dün bunu konuşuyorduk, yeterli olmadığını. Biz esasında çok isteyen, çok mücadele veren takımız ama yüzde 50’nin üzerinde başarımız yok diye tartışıyorduk, oradan biliyorum.

Adis Jahovic Goztepe

“Jahovic, sezon sonuna kadar Göztepe’de kalacak”

UKK: Jahovic’i sormuyorum, bu saatten sonra zaten bilirsiniz artık.

SEPİL: Jahovic kaç gol atacak onu sor. (Gülüyor) Herkes Jahovic transferini soruyor…

UKK: Evet, gazetecilik yapıp onu sorayım bari. Jahovic kalacak mı sayın başkanım?

SEPİL: Bence, Jahovic 14 attı, sezonu en az 25’le kapatır. 25’le, 26’yla.

UKK: Demek ki Göztepe formasıyla kapatacak.

SEPİL: Tabii ki…

UKK: Tamer Hocam, Göztepe’nin rakamlarına bakınca, çok mücadele eden ve savaşan bir takım görülüyor. Rakamlarda bazı konularda terslik olsa da, bir netice var herhalde.

TUNA: Datalara baktığımızda, açıkçası, Göztepe’nin ilk 7-8 haftalık periyoduyla son 8-9 haftalık periyodu arasında farklar var. Biz bunları başkanımızla paylaşıyoruz çünkü transfer politikamızı da ona göre belirliyoruz. Coşkuyla oynayan, hücum gücü yüksek bir takımız. Çok gol yiyoruz ama gol yeme sayısında ligde dokuzuncuyuz. Ama 20’nin üzerinde gol, ilk yarı için çok yüksek. En azından benim futbol prensibim adına. Şut oranında başarı var: Çok denemek mi gerekli yoksa çok gerektiği anda mı şut çekmek önemli?

“Süper Lig’de futbol geniş alanlarda oynanıyor”

UKK: İsabetli şut sayısı ve şut isabet yüzdesinde ilk 3’tesiniz. Bu bilinçli bir tercih mi oluyor o zaman?

TUNA: O, oyun sistemini etkileyen bir tercih. Ligde geniş alanlarda oynanan bir futbol var. Takım savunmaları derinlikleri biraz daha az, ama öne çıktığında çok geniş alanların olduğu, dinamik oyuncuların, hücum gücü ve hızı yüksek oyuncuların da lige katılımıyla gol oranının arttığı bir lig oluyor. Lig ortalaması, ilk golü atan takımların yüzde 60-70 arasında maçı kazandığını gösteriyor.Yakaladığınız ilk pozisyonda sonuçlandırmanız gerekiyor. Duran topların da ilk golü atmaktaki önemi çok arttı. Burada da çalışmalarınızı ciddi şekilde yapmanız gerekiyor. Neticede en hızlı hücumun gerçekleştiği pozisyon duran toplar, kazanılan bir faulden sonra en fazla oyuncuyla 18 içinde oluyorsunuz.Diğer yandan da takım taktiğinin çok fazla önemi var. Topu rakibe verdiğimiz zamanlarda bile yüzde 50’lerin biraz daha üzerinde oluyor. Topa sahip olan rakipleri de yoruyorsunuz. Senin 18’in içerisine girdiğinde iyi tercihler yapamıyor. Duran top kazandığında isabetli şut yapamıyor. Aslında hepsi bir bütün. Futbol bu verilerin kullanıldığı, ama anlamını ve sonuçlarını oyuncuların ve antrenmanların belirlediği bir oyun.

Tamer Tuna

UKK: Bir de şu var. Alex Ferguson’un sözüdür bu. Diyor ki, “Ne kadar iyi takım kurarsanız kurun bu yüzde 70 oranında etkili olur, geri kalan yüzde 30 için şansa ihtiyacınız vardır” der. Göztepe şanslı bir ilk yarı mı geçirdi yoksa ‘biraz daha yüksek puan olabilirdi’ diyor musunuz?

TUNA: Gerçekçi olalım. İlk yarıda 25 puanda da olabilirdik, 35 puanda da olabilirdik. Bazı maçlarda, bir iki örneği var bunun, kötü oynadık ama o maçlarda da öne geçtikten sonra topa sahip olan takım rakip takım olunca biraz iyi oynamadık gibi göründü. Takım savunmasında iyi oluşumuz, takım boyumuzun ligin en iyilerinden biri oluşu bu puanı toplamamızda en büyük etkendi.

“Bugün analitik düşünmeyen hiçbir hoca başarılı olamaz”

UKK: Okan Buruk, Tamer Tuna, Erol Bulut… Türkiye liginin yeni antrenörleri, genç yüzleri. Bilimsel çalışıyorlar. Farklı bir dilleri var. Bu vizyonla, yeni hocalarla, yeni jenerasyonla ilgili neler söylersiniz?

SEPİL: Çok hızlı değişen bir dünyadayız. Bundan yıllar önce istatistiğin önemini çok algılayamamıştık. Şimdi yapay zekalardan bahsediyoruz. Bilginin ne kadar önemli olduğunu tartışıyoruz. Hocamın bu anlattıkları yüzdeler… Ben iş hayatımda bunun üzerinden para kazanıyorum. Enerji borsalarında, yurt dışında bunu yapan şirketlerimde… Ne yapıyoruz? Bilgiyi maksimumda kullanıp, insan faktörünün kararlarının bilgi üzerinden etkilenmesini istiyoruz. Belki her şeyin detayını bilmiyorum ama bunun gerekliliğini biliyorum. Bugün futbolda analitik düşünmeyen hiçbir hoca başarılı olamaz. Ben şuna inanıyorum, artık bu tip deneyimleri olan, olaya bu şekilde bakan hocalara şans verilmesi gerekiyor. Tamer Hoca benim için çok özel. Tamer Hoca, Okan Hoca, Erol Hoca… Yeni bir bakış açısı getirecekler. Ben hep söylüyorum. Benim tüm şirketlerimde ben genç arkadaşlarla çalışıyorum. Genç yöneticilerle çalışıyorum. Bu da onlardan biri. Türk futbolunun çok ciddi bir değişime ihtiyacı olduğuna samimiyetle inanıyorum. Teknik direktör yönünden, ekonomi yönünden… Her bir yönünden futbolun tekrar ele alınması gerektiğini düşünüyorum. Bana en çok sorulan soru şu: Tamer Hoca’yı nereden buldun, neden tercih ettin? Sebebim tamamen bu. Tamer Hoca’yı tabii ki uzaktan uzun zamandır izliyordum. Tamer Hoca’nın Beşiktaş’tan ayrılacağını duyunca, play-off’tan çıkışımıza denk geldi, hiç tereddüt etmeden kendisiyle görüştüm.

UKK: Tamer Hocam, sizin ilk teknik direktörlük deneyiminiz olabilir ama uzun yıllardır devam eden bir futbol hayatınız var. Futbol sahnesinde spot ışıkları hep teknik direktörlerin üzerindedir ama artık yardımcı antrenörler, ikinci adamlar da teknik direktörlerden neredeyse rol almaya başladılar. Bu sezon şunu çok konuştuk: Beşiktaş, Tamer Hoca’yı arıyor. Bu resimden kendinize nasıl bakıyorsunuz?

TUNA: Beşiktaş üzerinden değil de, yardımcı antrenörlerin, ekiplerin üzerinden gitmek lazım. Ekip çok önemli. Ekip sadece sizin çalıştığınız ekip de değil. Kulübün bünyesindeki tüm birimlerin önemi çok fazla. Çalıştığınız tüm alanlardaki sistemin doğruluğu, sahadaki her performansa etkili oluyor. İşin tüm yapısının doğruluğu, teknik adamı etkileyen faktör. Ekonomisinden tut, bilimine kadar… Bunlar çok önemli. Benim iki yıllık Beşiktaş deneyimimde, 16 yıllık profesyonel futbol kariyerimde, onun öncesinde altyapı deneyimimde, 7 yıl antrenörlük geçmişimde… Hepsi bunları bütünleyen şeyler. Süper Lig’de [teknik direktörlüğe] elbette hazırdım. Hazır olmasam kendi adıma böyle bir risk almam. Beni hazır görmeselerdi bu riski almazlardı. Ben buna hazırdım. Ne yapacağımıbiliyordum. Nasıl bir takım olabilir, nasıl çalışabilirim, Süper Lig’de neler olabilir… Yıllardır bunu yaşıyorum. Bu deneyimlerden sonra Göztepe’yle, 30 puan olmayabilirdi de 20 olurdu 35 olurdu, bir başarı olacaktı. Onu fark ettirecektim. Hakemleri konuşmak, rakibe bahane bulmak, oyuncu eksikliğine bahane bulmak… Ben sadece hakemleri eleştirerek bakmıyorum olaya. Her maça çıktığınızda rakipten üstün olduğunu gösterme gayreti vardır teknik adamlarda. Kendini ortaya koyma gayreti. Şu kadar kaçırdık, bunu yaptık, böyleydi, hakem bunu verdi. Aslında o gün kendini gösteriyor. Ben bunu da yapmayacağım hiçbir zaman. O gün maçın bir realitesi var, bunu ortaya koyman lazım.

Goztepe Konyaspor 12182017

“Dört maç kazanamadık. Kulübün en sakini bendim”

UKK: Galatasaray maçından sonra ortaya koyduğunuz o realiteyi…

TUNA: Her şey olabilir. Üstün de oynayabilirsin. Kaybediyorsan, bunun da bir sebebi var. 90 dakika iyi oynayıp bir gol yiyorsanız onda da bir hata yapmışsınız demektir. Hazır değilsiniz demektir. Bu da önemli. Oyunu iyi okumak, futbolu iyi okumak, ihtiyaçlarını belirlemek, gelinen noktayı görmek, gelecekte olanı görmek aslında başkanımın geçmişi. Bazen ben onunla futbol konuşuyorum, o bana işini anlatmaya başlıyor. Verileri kullanan, vizyonu olan, geleceği olan, zirveye çıkabilen, dibe inse de tekrar zirveye çıkabilecek verileri olan insanlarız. Bizim buluşmamız o açıdan güzel oldu. Başkanın söylediği gibi, bu, ileride bir krize dönüşebilir mi? Kriz demiyorum ben buna hiçbir zaman – kriz yönetimim de iyidir üstelik. Biz de dört maçlık bir kazanamama serisi yaşadık. Belki de kulübün en sakini bendim. Basın yazabilir, taraftar eleştirebilir, ya da tesislerde insanların enerjisi düşebilir. Ama o enerjiyi güler yüzle mi, despot bir yapıyla mı, disiplinle mi sağlayacağımı bilirim. Dolayısıyla ilerde bunlar olacaktır. Bütün takımlarda oluyor. 10 maç da kazanamayabilirsin. Ama o 10 maçtan sonra 7 maç kazanırsanız 21 puan yapıyorsunuz. Mühim olan ona da hazırlıklı olmak.

SEPİL: Ben aslında etrafımı hazırlıyorum. Benim bu konuyu getirmemin sebebi şu: Biz hızlı başarı kazanmışız bir kulübüz. Hızlı başarı kazanmanın riski de odur. İnsanların ilk başarısızlıkta sanki her şey yıkılmış gibi düşünmemesi gerektiğini hatırlatmak için ben bunu söylüyorum. Çünkü yeni bir kulübüz. Yeni bir kulüp olmanın avantajları ve dezavantajları var. Yarın ilk başarısızlıkta insanlar bu düşüşü yaşamasın diye dile getiriyorum. O kalkanlık görevi bana ait.

UKK: Çünkü futbolun doğası gereği bu olacak…

SEPİL: Olacak! Olacak yani… Biz Tamer Hoca’yla 25 sene çalışsak birlikte, bir gün bizim başarısız olduğumuz, mutsuz olduğumuz günler olacak. Mühim olan ona hazır olmak. Ben hazırım, Tamer Hocam hazır, oyuncular hazır ama bizim camia olarak, Türkiye olarak, bizi destekleyenler olarak…

TUNA: Futbol hazır değil, taraftar hazır değil.

SEPİL: Futbol hazır değil; futbol hazır olsa şu ana kadar 10 tane teknik direktör değişmezdi yani.

TUNA: Başkanım da bana kalkan oluşturmaya çalışırken aslında Göztepe taraftarını koruyor. Ben gidebilirim, ömür boyu çalışacak halimiz yok. İnşallah uzun yıllar burada öyle bir sistem oluşur. Ona da açık bir yapıyla çalışmak belki de beni bu kadar rahatlatıyor. Daha ilerisini ortaya koyabilecek bir potansiyel var. İzmir’in gücü, Göztepe taraftarının inanılmaz bir gücü var. Taraftar birkaç maçtan sonra hocaya yüklenir mi, şu bu… Bu her yerde oluyor. Sadece Göztepe taraftarına ait bir durum değil. Türkiye’deki tüm taraftar profilleri böyle, Avrupa’da da böyle. Suçlamamak lazım. Ama bazen olan potansiyeli göstermek lazım. Bun konularda da bilgilendirmek lazım. Göztepe nerede olmalı? Nasıl ilerlemeli? Olay bu.

SEPİL: Sadece o değil, sevgili hocam. Hayat bir uzun yol. Çok kısa vadede her şeye karar verilemez. Ne 17 maçlık başarımız hayatımızın en önemli şeyi olmalı, ne de kısa vadeli başarısızlıklar. Ekonomisi olmayan her yer bir yanlışlar manzumesi haline geliyor. Futbolun Türkiye’de bir ekonomisi yok. Her şey de onun arkasından yanlış olarak gidiyor. Ekonomisi olmayan yerde kesinlikle rekabet yanlış olur. Türkiye’de yanlış bir rekabet üzerine kurulan futbol var. Neyse, bu derin bir tartışma ama… Bizim söylediğimiz şey şu: Türkiye’de zor koşullarda yürüyen bir futbol var. Biz bir şans yakaladık, inanılmaz bir taraftar var. Biz oradan kendimizi soyutlayalım, kendi doğrularımız içinde hareket edelim. O zaman şuna eminim ki başarıyı yakalarız. Ama hızlı yakalamayız. Hızlı yakalayacağız diye de bir gayretimiz yok. Bana hep o soruluyor: “Avrupa kupalarında oynamak için transfer yapacak mısın?” Asla. Avrupa kupalarını oynamak çok isterim ama Avrupa kupaları için yapacağım aşırı transferlerle önümüze koyduğumuz hedefleri asla bozmam. Ben az transfer yapayım, hoca çıkarsın onu. (Gülüyor) Esas başarı o. Ben 10 tane oyuncu, 3 tane star almışım iş kolay. Şimdi yapsın, esas iş o.

TUNA: Güzel bir şey söyledi başkan: Başarı ve hız dengesi. Nereye gidiyoruz? Seneye UEFA’ya gidip, ben olmayacaksam Göztepe’nin başında çok mutsuz olurum. Örneklerden gidelim. Antalyaspor, Osmanlıspor, Konyaspor… Geçen yılın en başarılı takımları, bu sezon içinde hocalarını değiştirdiler. Düşünün yani. Ben burada güzel bir sistemin içine dahil oldum. O sistemin içerisindeki unsurların benimle birlikte gelişiyor olmasından da çok mutluyum. Sisteme gelecek hocaların da böyle tercih edilmesi gerekiyor. İnşallah bu sistemin içerisinde Göztepe’nin daha başarılı olacağını, Tamer Tuna’ya da çok şey katacağını, benim de çok şey katacağımı düşünüyorum.

UKK: Başkanım bu sözüme alınmasın. Carlos Carvalhal’i görüyorum, Premier Lig’e hoca oluyor. Ben şunu düşünüyorum: Benim hocamın ne eksiği vardı da Premier Lig’e gitmiyor? Biz teknik direktörlerden “Avrupa’da takım çalıştırmak istiyorum” cümlesini duymuyoruz. Var mı böyle bir hedef?

TUNA: Bakın samimi bir şey söyleyeyim. Futbolcuyken yurt dışında oynamak idealimdi, iyi bir ligde oynamak, ama Rusya’da bir sezon tecrübe yaşadım. Teknik direktör olarak, Türkiye’deki takımların ya da milli takımın üst düzey başarısı dışında, ne başka bir milli takımın başında başarılı olma hedefim var ne de başka bir Avrupa takımının başında. Göztepe’de ya da X bir takımda yaşayacağım başarılar benim için daha önemli, Tamer Tuna olarak.

UKK: Böyle bakıyorsunuz…

Goztepe fans

“Bir tarihi canlandırmak...”

TUNA: Aynen öyle. Bir de Göztepe’nin en büyük ideali 40 yıl önce Adnan Süvari önderliğinde yaşanan, Allah rahmet eylesin, inanılmaz başarılar. 40 yıl önce, Madrid deplasmanı sanırım, Fransız gazeteci Fransızca soruyor, İspanyol gazeteci İspanyolca soruyor ve onları öyle cevaplayan bir teknik adam ve oyuncuları. Dilden falan bahsetmiyorum – bizim takımda 5 farklı dil konuşuluyor. Türkçeyi konuşmak, anlatabilmek. Benim Göztepe’yle yaşayacağım en büyük başarı bu tarihi canlandırmak olur. Ama şunu da görmek lazım: Onu yaşayıp bir sonraki yıl küme düşme adayı bir Göztepe olacaksa, onu şimdi yaşamayıp, üç yıl burada kalıp sonrasında yaşamak daha güzel olur.

UKK: Sayın Başkanım size son sorum şu: Tamer Hoca’yla ilgili şöyle bir tweet atılmış. “Tamer Tuna’yla karşılıklı bir şeyler içmek istiyorum. Çok derdi varmış da anlatamıyormuş gibi duruyor” diyor. Tamer Hoca’yı öyle mi tanırız, nasıldır?

SEPİL: Esasında ben de ilk başlarda “Acaba Tamer Hoca kendini anlatmıyor mu?” diye düşündüm ama tanıdıktan sonra, esasında, Tamer Hoca’nın çok net bir şekilde kendini anlattığını fark ediyorsunuz. Ne istediğini bilen, hedefleri olan çok çalışkan biri. Başarının yolu da buradan geçiyor. Yüzde 30 da şans dediniz. İnşallah şansımız da yaver gider, ona da ihtiyacımız var. Böyle bir birlikteliği yakalamışken, mümkün mü biz yarın ayrılalım? Mühim olan bunu sürekli hale getirebilmek. Biz Tamer Hoca’yla bunun gayreti içinde olacağız. Bu sadece onun projesi değil, benim de projem. İnşallah Göztepe’yi belli bir yere getireceğiz. Buna inanıyoruz. Tamer Hoca bir gün buradan gidecekse, bunu kendisine de söyledim, buradan Avrupa’da bir kulübe, üst düzey bir kulübe giderse ben ancak mutlu olabilirim. İnşallah Allah bize o günleri gösterir. O zaman ben onu uçağa kadar götürürüm. Birlikte başarılı olmayı, Göztepe’yi bir yerlere taşımayı deneyeceğiz. Kadromuzda bu iyi niyet var.

UKK: Ben de bir spor emekçisi olarak teşekkür edeyim. Bana güzel bir hatıra yaşattığımız için. “X kulübünden aldığım tazminat torunlarıma yeter” diyen antrenörleri görmüşken, dünya futboluna sistem hediye etmiş Adnan Süvari’nin anıldığı bir söyleşiyi modere ediyor olmak benim için ayrı bir keyifti. Çok teşekkür ediyorum.

Yorumlar (0)

Yorum Yaz