Son Dakika
  • Mehmet Sepil: Kulüpler 14 yabancıda kalmak istiyor
    Kulüpler Birliği Vakfı ve Göztepe'mizin Başkanı Mehmet Sepil, TFF ile yapılan toplantıda yabancı kuralıyla ilgili konuşulan planlamaları anlattı.
  • Halil Akbunar: 'Gürsel Aksel'de şampiyonluklar yaşayacağız'
    Göztepe'nin başarılı orta saha oyuncusu Halil Akbunar, Göztepe forması ile Avrupa'da oynamak istediğini belirterek, "İnşallah Gürsel Aksel'de şampiyonluklar yaşayacağımıza inanıyorum" dedi. Göztepe'nin 26 yaşındaki futbolcusu Halil Akbunar, TamSaha Dergisi'ne açıklamalarda bulundu. Takım olarak çok güzel bir stada kavuştuklarını belirten Halil, "Çok uzun bir zaman sonra stadımız oldu. Şöyle diyebilirim; bence Türkiye'nin en iyi statlarından bir tanesi oldu. Zaten gelip de görenlerin hepsi aynı şeyi söylediler. Göztepe'nin aslında çok önceden böyle bir stadı olması lazımdı. Bu süreçte yeni stadımızda çok az maç oynayabildik. İnşallah Gürsel Aksel'de şampiyonluklar yaşayacağımıza inanıyorum" diye konuştu.
  • Göztepe 20 yıllık hasreti dindirmek istiyor!
    Süper Lig'de son olarak evinde Aytemiz Alanyaspor'la 3-3 berabere kalan Göztepe'miz, cumartesi günü deplasmanda oynayacağı Fenerbahçe maçına iddialı hazırlanıyor.
  • Göztepe'mizin Başkanı Mehmet Sepil Spor Life'de
    Kulüpler Birliği ve Göztepe'mizin Başkanı Mehmet Sepil sessizliğini Spor Life’a bozdu. Genelde röportaj vermeyi sevmeyen Sepil okul arkadaşı dergi yazarlarından Dr.İnci Haznedaroğlu Erkin’i kıramadı ve Erkin’in sorularına samimi cevaplar verdi.
  • Göztepe'de Üzen Seri
    Süper Lig'de koronavirüs arası sonrası Trabzonspor'un ardından BtcTurk Yeni Malatyaspor'a da yenilen Göztepe, son 6 maçında 5'inci yenilgisini alarak kötü bir seriye imza attı.
  • Göztepe, Malatya'da 3 puan bıraktı
    İşte maçın ayrıntıları...
  • UEFA ve Ulusal Kulüp Lisansı alan kulüplerimiz belli oldu
    TFF Kulüp Lisans Kurulu yaptığı toplantıda lisans adayı kulüpleri; Kulüp Lisans ve Finansal Fair Play Talimatı'nda aranan Sportif, Altyapı, Personel-İdari, Hukuki ve Mali kriterler yönünden inceledi ve 2020-2021 sezonu için UEFA ve Ulusal Kulüp Lisansı almaya hak kazanan kulüpleri belirledi.
  • Göztepe Telafi Peşinde
    Süper Lig'de koronavirüs salgını nedeniyle yaşanan duraklamanın ardından geçen hafta evinde lider Trabzonspor'la oynadığı maçı 3-1 kaybeden Göztepe, yarın düşme hattında yer alan BTC Türk Yeni Malatyaspor deplasmanına çıkacak.
  • Leo Schwechlen sözleşmesini feshetti
    Süper Lig’de cumartesi günü BtcTurk Yeni Malatyaspor deplasmanına çıkacak Göztepe’miz de Leo Schwechlen şoku yaşandı. Corona virüsü salgını süresince kendine ödeme yapılmadığını gerekçe gösteren Fransız oyuncu kulübe ihtarname gönderip ardından sözleşmesini tek taraflı feshederek takımdan ayrıldı.
  • Sessiz Çoğunluğun Sesi
    Göztepe başkanının tek gayesinin Göztepe’nin çıkarları olduğunu geçmişte onlarca kez görmüştür.
GÖZTEPE’NİN VADETTİKLERİ

GÖZTEPE’NİN VADETTİKLERİ

Alınan skora rağmen oynanan oyun açısından tatmin etmeyen bir Rize maçından sonra çıkılacak Erzurum deplasmanının önemini vurgulayanların sayısı az değildi. Takım için sezonun bundan sonrasının sinyallerini değil bizzat geleceğinin belirleneceği bir maç niteliğinde olan Erzurum deplasmanından mağlubiyet ile geri dönmek şüphesiz hayal kırıklığıydı. Böylece en azından ligin ilk devresinin sonuna rölantide gireceğimiz kesinleşti. Henüz ligin üçte biri geçilirken, ulusal maç aralarına birden fazla kez mağlubiyet almış olarak girmenin elbette psikolojik bir sonucu olacaktı. Bu psikolojik etkenlerin baskısı altında, ligin en organize takımına karşı oynanacak karşılaşma öncesi endişeler bu yüzden de yüksekti. Bu muhtemel özgüven eksikliğinin üstüne beceriksizlik de eklenince mağlubiyet kaçınılmaz oldu. Şimdi daha can yakıcı bir ince çizgideyiz. Ligin üst sıralarına oynama hakkından feragat etmenin yanı sıra, alt sıralara meyleden bir görüntü içerisinde olmak, uzun vadede baskısı bol camialarda daha ciddi tehlikelere yol açabilir. Bana kalırsa ligin ilk yarısına kadarki macerayı artık bu pencereden izlemek gerçekçilik olacaktır.

Öncelikle karşımızda geçen seneki hüviyetini muhafaza eden bir Başakşehir vardı diyerek saha içini konuşmaya başlayalım. Bir önceki sezon başında ve ortasında gerçekleştirdiği kalburüstü transferleri tekrarlamak yerine, var olan kadrosunu koruyan, yedek kulübesinden daha fazla yararlanma niyetinde olan Başakşehir oyun anlamında alıştığımız anlayışını maçın daha ilk dakikasından itibaren göstermeye başladı. Bir futbol müsabakasını izlerken en zevk alınan durum sanıyorum, saha içinde bir değil birden fazla planı olan, maçın genelinde seyircilere bu planlardan en az üçünü-dördünü sunabilen takımlara tanık olmaktır. Artık klişeleşen sahayı parçalara bölerek oynama olgusunu teoriden çıkarıp pratiğe döken bir takımlara canlı şahit olmak Türkiye Süper Ligi standartlarında oldukça lüks. Bu lüksü bu ülkede seyircilere ulaşılabilir kılan bir takım olan Başakşehir karşısında oynarken, iyi performanstan daha fazlasına ihtiyacı oluyor rakip takımların. Bizim de buna ihtiyacımız vardı. Ama performansı bir kenarı koyalım, beceriksizlik özelliğimiz de ön plana çıkınca; maçın sonucunda oluşan skor kimse için sürpriz olmamalıydı. Transfer döneminde Göztepe olarak biz boşta olan veya Türkiye’ye gelmeye sıcak bakan oyuncu grubundan bir kadro planlaması içine giriyorken, uzun zamandır hedefe yönelik yapılanması ve bütçe rahatlığı bakımından kadro planlamasına göre oyuncu transferini yapan Başakşehir Kulübü’nün saha içi baskınlığını anlamak kolaylaşıyor elbette.

Sene başından beri oynamak istediğimiz oyun yalnız ve yalnız bir tane. Akhisar deplasmanında 88 dakika mağlup durumdayken de aynı oyunu oynuyoruz, Beşiktaş karşısında 2-0 öndeyken de. Bu oyunun bize ancak ve ancak rüzgar arkamızdayken yararlı olacağı artık kaç defa denendi ve görüldü ben sayamadım. Her zaman maçın başında öne geçemeyebiliriz, her zaman rakip bizden önce yorulmayabilir, her zaman 18’e girememize rağmen gol bulamayabiliriz. Her takımın alternatif oyun planları üretmeye mecburiyeti vardır. Bırakalım her takımı her şeyden önce Göztepe’nin, hele ki süper ligde boy gösteren Göztepe’nin en az 5-6 farklı planı olmak zorundadır. Oyun planından kasıt, oyuncuların yerlerini değiştirmek veya hangi oyuncunun kaç dakika görev alacağını belirlemek değil, verim alınamayan anlarda oyuncuya göre bile oyun şekillendirebilmektir. Somut örnek mi verelim? Oyunu her maç 90 dakika göbekten kurup kanada taşıdıktan sonra 15 tane bel hizasında orta açmak gol getirmiyorsa ve buna çare bulamıyorsan, utanmadan topu liberodan rakip ceza yayına şişirmek de bir oyun planıdır. Futbolda önemli olan unsurlardan biri oyun kalitesidir kabul ama skor bulmak, üstünlük sağlamak ana amaç değil mi? Yakışıklı oynamak güzel ama skor almak çok daha güzel değil mi? Skor almak bir tecrübenin ürünüdür.

Kadro derinliğimizin yetersizliği lig devam ettikçe belirginleşmeye başladı. Tek oyun planı kanattan ilerlemek olan bir oyuncu grubunda -Yalçın ve Tayfur’u aldıkları süre bakımından saymazsak- 2 saf kanadın olması bize maç içinde oyuncu hamlesi imkanı tanımıyor. Formsuz bir 11 oyuncusunun oyundan düşmesi sonucunda, oyun planımızdan da ödün vermediğimizi düşünürsek, saha içindeki etkinliğimiz kendini tekrarlayan bozuk plaktan farksız oluyor. Maçın 50-60 dakikasını rakip sahada geçirip golü bulamayan takımın üstüne çöken umutsuzluk hali de, yorgunluk ve formsuzluk ile birleşince Pazartesi günkü karşılaşma gibi karşılaşmalar hem takımı hem taraftarı yıpratıyor. Maçtan eve dönerken sanıyorum tüm Göztepelilerdeki bitkin halin tek sebebi 2-0’lık skor değildi. Sakız gibi uzayan pozisyonlar, kopya kağıdı ile çoğaltılmış bel hizasını aşmayan ve rakip savunmadan dönen ortalar biz tribündekileri adeta bezdirdi. Oysa yenilen penaltı golünden sonraki 10 dakikada bir gol bulabilseydik, yalnızca rüzgarı arkamızda hissettiğimizde işe yarayan oyun planımız bize 2. golü de attırabilirdi. O sihirli golü bulamadıkça oyun stattaki herkes için çekilmez bir hal aldı.

Şimdi ilk devrenin sonuna oldukça yaklaştığımız şu haftalardaki tek amacımız toplayabildiğimiz kadar puan toplamak. Rüyalardan gerçekliğimize uyandık. 13 haftada toplanılan 18 puanın yetersiz olduğu ortadayken, önümüzdeki deplasmanlardan alınacak 1 puan bizim için yakışıklı oyundan çok daha önemli. Belki çoğu kişiye uzakta gelen kötü ihtimallere çok da uzak olmadığımızı söylemek istiyorum. Önümüzdeki fikstür düşünüldüğünde Göztepe’nin ihtiyacı olan en önemli şeyin tecrübe olduğu fikrindeyim. 12.-13. Haftalarda kaybedilen puanların geri dönüşleri 28.-29. Haftalarda olur. O haftalar da Türkiye Ligi’nin hali vahşi batıdan beter olur. Gelecek sezona başlayacağımız şartlar düşünüldüğünde Göztepe’nin riske atacağı tek bir haftası dahi yoktur. Şu an ihtiyacımız olan tecrübeyi sağlayacak unsurların kulüpte hali hazırda çokça olduğunu biliyorum. Şu sıralarda yapılacak müdahaleler vahşi batı şartlarında hayatta kalmamızı sağlar. Ligin sonundaki tablo, önümüzdeki haftadan itibaren boyanmaya başlayacak. Tablolar usta ressamların elinden çıkar. Soğukkanlılık, sağduyu ve tecrübe ile gemi limana yanaştırılacaktır.

 

 

 

TAYANÇ ÜŞÜMEZGEZER

Yorumlar (0)

Yorum Yaz